LİMİTED ŞİRKETLERDE ESKİ YETKİLİNİN VERGİ BORCUNDAN DOLAYI SORUMLULUĞU

I. Şirket Malvarlığının Önceliği ve Tahsil İmkansızlığı İlkesi

Yargı kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere, limited şirketlerin vergi borçlarından dolayı ortakların veya kanuni temsilcilerin sorumlu tutulabilmesi için, alacağın asıl borçlu şirketten tahsil edilememesi veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gerekmektedir.

  • Şirket Malvarlığının Varlığı Halinde Ortağa Gidilemez: Danıştay 4. Dairesi’nin (E:2020/1066, K:2023/1492) kararında, şirket adına kayıtlı 20 adet araç bulunduğu, bunlardan bir kısmına haciz konulduğu tespit edilmiştir. Mahkeme, “söz konusu araçların paraya çevrilmesi ve gerekirse diğer araçların da haczedilmesi suretiyle amme alacağı tahsil edilebileceğinden”, asıl borçlu şirketten tahsil imkansızlığının oluşmadığına ve ödeme emirlerinin hukuka aykırı olduğuna hükmetmiştir. Benzer şekilde Danıştay 3. Dairesi (E:2022/1900, K:2025/761), şirket adına kayıtlı 15 kamyon, 5 minibüs ve 3 otomobil varken, bu araçlar satılarak borç tahsil edilmeden ortağın takibini hukuka aykırı bulmuştur.

  • Tahsil İmkansızlığının Tespiti: İzmir Bölge İdare Mahkemesi (E:2019/1163, K:2020/38) ve Danıştay 4. Dairesi (E:2017/2187, K:2021/8332) kararlarına göre, şirket araçlarına haciz konulmuş olması tek başına yeterli değildir; bu araçlara değer biçilmesi, satışa çıkarılması ve satış bedelinin borcu karşılamadığının netleşmesi gerekir. Şirket malvarlığı satılmadan veya satış denenmeden doğrudan ortağın malvarlığına (aracına) haciz konulması hukuka aykırıdır.

  • Aciz Hali Şartı: Yargıtay 19. Hukuk Dairesi (E:2010/3650, K:2010/5943) ve Yargıtay 6. Hukuk Dairesi (E:2022/3195, K:2023/3386), şirket hakkında usulüne uygun takip yapılmadan, şirketin aciz halinde olduğu ve alacağın şirket malvarlığından tahsilinin mümkün olmadığı belirlenmeden ortağın malvarlığına haciz konulamayacağını belirtmiştir.

II. Eski Ortağın Sorumluluğu ve Ayrılma Sonrası Durum

Ortaklıktan ayrılan kişilerin sorumluluğu, ortak oldukları dönemle ve belirli şartlarla sınırlıdır.

  • Yapılandırma Sonrası Sorumluluğun Kalkması: Danıştay 9. Dairesi’nin (E:2019/1027, K:2022/1235) ve (E:2023/1239, K:2025/1464) kararlarına göre, ortak şirketten ayrıldıktan sonra şirket borçları (örneğin 6736 veya 7143 sayılı Kanunlar kapsamında) yapılandırılmışsa, yeni bir hukuki durum ortaya çıkar. Yapılandırma sırasında şirketle ilişkisi bulunmayan eski ortak, yapılandırmanın ihlali durumunda dahi sorumlu tutulamaz ve aracına konulan haciz kaldırılır.

  • Sorumluluğun Dönemsel Sınırı: Danıştay 4. Dairesi (E:2022/280, K:2022/2647), borçların ortağın ayrılmasından sonraki dönemlere ait olması durumunda haczin iptal edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi (E:2012/3470, K:2013/5536) de limited şirket ortaklarının sadece ortak oldukları dönemle sınırlı olarak sorumlu tutulabileceğini vurgulamıştır.

  • Hisse Devrinin Tescili Riski: Danıştay 3. Dairesi (E:2002/662, K:2004/411), hisse devri noterden yapılsa bile Ticaret Sicil Gazetesinde tescil ve ilan edilmemişse, vergi dairesinin kişiyi hala ortak kabul ederek işlem yapmasını hukuka uygun bulmuştur. Bu nedenle ayrılma işleminin tescil ve ilanı kritik önem taşır.

III. İzlenebilecek Hukuki Yollar

Vergi dairesinin işlemi karşısında yargı kararları ışığında şu adımlar atılabilir:

  1. Vergi Mahkemesinde İptal Davası:

    • Şirketin malvarlığının borcu karşılamaya yeterli olduğu (bilançolar, araç kayıtları vb. ile),
    • Şirket hakkında tüm takip yollarının tüketilmediği (araçların satılmadığı),
    • Ortağın şirketten ayrıldığı ve borcun ayrılma sonrası döneme ait olduğu veya ayrılma sonrası yapılandırma yapıldığı, gerekçeleriyle ödeme emrinin ve haciz işleminin iptali için dava açılabilir. Danıştay 9. Dairesi (E:2020/5464, K:2022/1878) ve Danıştay 3. Dairesi (E:2022/2981, K:2022/5816) bu tür davalarda haczin kaldırılmasına hükmetmiştir.
  2. İcra Mahkemesine Şikayet:

    • Yargıtay 6. Hukuk Dairesi (E:2021/2314, K:2022/1839) ve Yargıtay 23. Hukuk Dairesi (E:2014/1843, K:2014/4821), 6183 sayılı Kanun ve VUK hükümlerine uyulmadan, şirket hakkında takip sonuçlanmadan ortağa haciz konulması durumunda “sıra cetveline şikayet” yoluyla haczin iptalinin istenebileceğini belirtmiştir.
  3. Zamanaşımı İtirazı:

    • Danıştay 9. Dairesi (E:2022/4483, K:2023/4747), tahsil zamanaşımına (5 yıl) uğramış borçlar için ortağın malvarlığına haciz konulamayacağını hükme bağlamıştır.

IV. İkincil Kaynaklar ve Ek Bilgiler

Aşağıdaki kararlar, doğrudan vergi dairesi-eski ortak ilişkisi dışındaki benzer durumlara veya usul detaylarına ilişkin ek bağlam sağlamaktadır:

  • İstihkak İddiası: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi (E:2015/24137, K:2018/16011) ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesi (E:2012/11004, K:2012/12393), şirket ile ortak arasındaki organik bağ veya mal kaçırma şüphesi durumunda tüzel kişilik perdesinin aralanabileceğini belirtmiştir. Ancak Yargıtay 17. Hukuk Dairesi (E:2010/8571, K:2011/1235), ortağın şahsi borcu için şirket mallarına haciz konulamayacağını, şirketin istihkak davası açabileceğini vurgulamıştır.

  • Tebligat Usulsüzlüğü: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi (E:2023/7717, K:2023/9435), şirkete yapılan tebligatın usulsüz olması (örneğin bordrolu çalışana yapılmaması) durumunda, buna dayalı olarak ortağa uygulanan haczin kaldırılabileceğini belirtmiştir.

  • Mülkiyet Hakkı İhlali: Anayasa Mahkemesi (8/1/2020), şirketten tahsil edilemeyen borç için öncelikle ortağa ödeme emri gönderilmesi gerektiğini, bu yapılmadan doğrudan araca haciz konulmasının mülkiyet hakkı ihlali olabileceğini, ancak somut olayda aracın fiilen alıkonulmaması nedeniyle ihlal bulunmadığını değerlendirmiştir.

Sonuç: Yargı kararlarına göre, limited şirketin malvarlığı (özellikle araçları) borcu karşılamaya yeterli ise ve bu varlıklar satılarak paraya çevrilmeden ayrılan eski ortağın şahsi aracına haciz konulması hukuka aykırıdır. Bu durumda Vergi Mahkemesi nezdinde haczin kaldırılması ve ödeme emrinin iptali davası açılması, emsal Danıştay kararları uyarınca sonuç verebilecek bir yoldur.